0 değerlendirmeden
5 Gün 4 Gece
Günlük Tur
Sınırsız
Türkçe
🏹 Turan’ın İzinde, Ecdadın Ruhuyla Buluşma 🏹
“Geçmişten Geleceğe Türk Dünyasının Kalbine Yolculuk”
Tarih, bir milletin hafızasıdır ve o hafıza bugün hâlâ Orta Avrupa’nın kalbinde atmaya devam ediyor. Antalya çıkışlı, uçaklı Macaristan Büyük Türk Kurultayı Turu ile 4 gece 5 gün boyunca Asya bozkırlarından Anadolu’nun kalbine, oradan Avrupa’nın ortasına uzanan Turan ruhunun yaşayan en güçlü temsiline tanıklık ediyorsunuz. Dünyanın dört bir yanından gelen Türk ve akraba toplulukların aynı çatı altında buluştuğu bu özel organizasyon, 14-18 Ağustos 2026 tarihleri arasında düzenlenen sabit tarihli bir seri olarak programlanıyor; Budapeşte, Estergon, Bratislava ve Viyana’yı kapsayan rota, kültürel buluşmayı Orta Avrupa’nın en zarif başkentleriyle birleştiriyor.
Turumuzun kalbinde, Macaristan’ın Bugaç kasabasında düzenlenen Büyük Türk Kurultayı yer alıyor. Bu bölge, kavimler göçü döneminde Avrupa’ya ulaşan Türk boylarının izlerini taşıyan bir coğrafyada bulunuyor ve etkinlik, Türk büyüğü Atilla’yı anma geleneğiyle her yıl akraba topluluklarını bir araya getiriyor. Atilla’nın anısına kurulan çadırda Türk tarihi resimlerle anlatılırken, farklı ülkelerden gelen topluluklar kendi yöre kültürlerini, örf ve adetlerini tanıtan standlar kuruyor. Göçebe Türk kavimlerinin savaş oyunlarının canlandırıldığı atlı gösteriler, güreş müsabakaları, okçuluk yarışmaları ve konserler, kurultay alanını iki gün boyunca canlı bir kültür sahnesine dönüştürüyor; dileyen misafirlerimiz etkinliğe yöresel Türk kıyafetleriyle katılabiliyor.
Kurultay coşkusunun ardından rotamız Tuna kıyısındaki Budapeşte’ye uzanıyor. Gellert Tepesi’nden şehrin panoramasını izliyor, on dokuzuncu yüzyılın sonunda inşa edilen Balıkçılar Kulesi’ni, Zincirli Köprü’yü ve Macar Katolik dünyasının en görkemli yapılarından St. Mathias Katedrali’ni geziyoruz. Kahramanlar Meydanı ve Gülbaba Türbesi, Osmanlı döneminin Budapeşte’deki izlerini taşıyan duraklar arasında yer alıyor. Şehrin biraz dışında, Türk tarihinde stratejik öneme sahip Estergon Kalesi’ni ve Macar Katolik dünyasının merkezi kabul edilen Estergon Bazilikası’nı ziyaret ediyoruz; kale, Osmanlı döneminde uzun yıllar sınır hattının önemli kalelerinden biri olarak anılmış.
Güzergâhımız Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya uzanıyor; nehir kıyısındaki eski şehir merkezi, St. Martin Katedrali ve Bratislava Kalesi, Orta Avrupa’nın az bilinen ama zengin bir başkentini keşfetme fırsatı sunuyor. Ardından imparatorluk şehri Viyana’da Opera, Parlamento Binası ve Habsburg hanedanının yaşadığı Hofburg Sarayı gibi ikonik yapılar arasında panoramik bir tur yapıyoruz. Bölgenin mutfağı da bu yolculuğun ayrı bir katmanı: Macar gulaşı, lángos, Tokaji şarapları ve Viyana’nın ünlü şniceli, güzergâh boyunca tadılabilecek yerel lezzetler arasında yer alıyor. Dileyen misafirlerimiz, Budapeşte’de düzenlenen opsiyonel Çigan Gecesi’nde Macar danslarını ve Gipsy orkestrasının müzikleri eşliğinde geleneksel şarap tadımını deneyimleyebiliyor.
Konaklama 4 gece, 4 yıldızlı otellerde kahvaltı dahil olarak gerçekleşiyor. Antalya ve İstanbul çıkışlı gidiş-dönüş uçak biletleri, şehirlerarası ulaşımda kullanılan otobüs hizmeti ve profesyonel rehberlik hizmetleri tur fiyatına dahil ediliyor; programda belirtilen tüm çevre gezileri de bu kapsamda yer alıyor. Öğle ve akşam yemekleri ile içecekler misafirlerimizin kendi tercihine bırakılıyor. 14-18 Ağustos 2026 tarihleri arasında düzenlenecek bu sabit tarihli özel seri, hem Türk tarihine dokunmak hem de Orta Avrupa’nın zarif başkentlerini keşfetmek isteyenler için sınırlı kontenjanla planlanıyor.
Türk Kurultayı Turu, Orta Avrupa’nın tam kalbinde, Tuna Nehri’nin şekillendirdiği geniş bir coğrafyada ilerliyor. Macaristan, Slovakya ve Avusturya topraklarını birbirine bağlayan bu rota, tarih boyunca Karpat Havzası olarak anılan ve pek çok halkın yollarının kesiştiği verimli bir ova üzerinden geçiyor. Türk Kurultayı Turu’nun güzergâhı, hem geniş düzlükleri hem de nehir kıyısındaki başkentleri bir arada gezme imkânı sunuyor. Rotanın büyük bölümü Tuna Nehri’nin kıyı hattını takip ettiği için, yolculuk boyunca su ile toprağın iç içe geçtiği katmanlı bir peyzaj eşlik ediyor. Bu üç ülkeyi bağlayan güzergâh, kısa mesafelerde büyük coğrafi çeşitlilik sunan bir Orta Avrupa rotası oluşturuyor.
Macaristan’ın büyük bir bölümü, Pannon Ovası adı verilen geniş ve düz bir alanda yer alıyor; bu ova, tarih boyunca göçebe toplulukların atlarıyla rahatça ilerleyebildiği açık bir bozkır karakteri taşıyor. Türk Kurultayı Turu’nun ilk duraklarından biri olan Bugaç kasabası, tam olarak bu bozkır coğrafyasının ortasında konumlanıyor; ufuk çizgisinin kesintisiz uzandığı bu düzlük, kavimler göçü döneminde Avrupa’ya ulaşan halkların geçiş güzergâhlarından birine sahne olmuş bir bölge olarak biliniyor. Geniş otlaklar ve seyrek ağaçlıklar, bölgenin bozkır kimliğini bugün de koruyor. Bu düzlük coğrafya, bölgenin at yetiştiriciliği geleneğinin de doğal temelini oluşturmuş.
Türk Kurultayı Turu’nda ikinci büyük durak, Tuna kıyısında kurulmuş Budapeşte şehri oluyor. Nehir, şehri iki farklı karaktere ayırıyor: tepelik ve yeşil Buda yakası ile düz, geniş caddeleriyle bilinen Pest yakası. Bu coğrafi ikilik, Budapeşte’nin siluetini uzaktan bile tanınır kılıyor; Tuna’nın iki yakasını birbirine bağlayan köprüler, şehrin en karakteristik görüntülerinden sayılıyor. Budapeşte’nin bulunduğu vadi, kuzeyden gelen Tuna’nın güneye doğru genişlediği bir noktada yer alıyor ve bu konum, şehri tarih boyunca stratejik bir merkez hâline getirmiş. Bu coğrafi özellik, şehri Orta Avrupa’nın en tanınabilir silüetlerinden birine dönüştürüyor.
Budapeşte’nin biraz kuzeybatısında, Tuna Nehri’nin keskin bir kavis çizdiği noktada Estergon şehri yer alıyor. Türk Kurultayı Turu güzergâhında bu bölge, nehrin Slovakya sınırına yaklaştığı bir kesimde konumlanıyor; karşı kıyı zaten Slovakya topraklarına giriyor. Estergon’un tepesindeki konum, nehir vadisine hâkim bir manzara sunuyor ve bölgenin uzun süre bir sınır hattı işlevi görmüş olmasının izlerini taşıyor. Bu geçiş noktası, Macaristan ile Orta Avrupa’nın diğer bölgeleri arasındaki tarihi bağlantıyı somutlaştırıyor. Bölgenin tepelik yapısı, nehir boyunca ilerleyen yolculuğa zaman zaman farklı bir manzara katıyor.
Rotanın devamında Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya geçiliyor; şehir, Tuna’nın kıyısında ve Küçük Karpatlar’ın eteklerinde kuruluyor. Bu konum, Bratislava’ya hem nehir hem de tepelik bir arka plan kazandırıyor. Türk Kurultayı Turu’nun bu bölümünde, Macaristan’ın düz ovalarından Slovakya’nın hafif tepelik arazisine geçiş belirgin biçimde hissediliyor. Üç ülkenin sınırlarına yakın bir noktada bulunan Bratislava, Orta Avrupa’nın kesişim noktalarından biri olarak tanımlanıyor. Şehrin dar sokakları, bu tepelik arazinin doğal eğimini takip eden bir yerleşim dokusu sergiliyor.
Güzergâhın son durağı Viyana, Tuna Nehri’nin kıyısında ve Alp dağlarının kuzeydoğu uzantılarının eteğinde kuruluyor. Şehrin batısında dağlık bir arazi yükselirken, doğusunda Pannon Ovası’nın uzantıları başlıyor; bu konum Viyana’ya hem dağ hem ova karakterini bir arada taşıyan bir coğrafya kazandırıyor. Türk Kurultayı Turu, bu şekilde bozkırdan başlayıp nehir vadilerinden geçerek Alp eteklerinde son buluyor; kısa bir güzergâhta farklı coğrafi katmanları bir arada deneyimleme imkânı sunuyor. Bu son durak, güzergâhın coğrafi çeşitliliğini simgeleyen bir kapanış noktası oluşturuyor.
Bugaç’ta düzenlenen kurultay alanı, geniş bir açık arazi üzerine kurulu ve iki gün boyunca canlı bir kültür sahnesine dönüşüyor. Atlı gösteriler, okçuluk yarışmaları ve güreş müsabakaları, göçebe Türk kavimlerinin yaşam biçimini canlandıran gösteriler arasında yer alıyor. Atilla anısına kurulan çadırda Türk tarihi resimlerle anlatılırken, dünyanın farklı ülkelerinden gelen akraba topluluklar kendi yöre kültürlerini tanıtan standlar kuruyor. Bu çok renkli buluşma, Türk Kurultayı Turu’na katılan misafirler için bölgenin en özgün deneyimlerinden birini oluşturuyor. Bu tür etkinlikler, bölgenin göçebe kültürünü günümüze taşıyan canlı bir miras aktarımı sağlıyor.
Budapeşte’de Gellert Tepesi, şehrin en yüksek noktalarından biri olarak Tuna Nehri’ne ve iki yakaya hâkim geniş bir panorama sunuyor. Balıkçılar Kulesi, on dokuzuncu yüzyıl sonunda inşa edilmiş masalsı kuleleriyle Buda yakasının simgelerinden biri sayılıyor; hemen yakınında St. Mathias Katedrali’nin renkli çatı kiremitleri dikkat çekiyor. Zincirli Köprü, Tuna’nın iki yakasını birbirine bağlayan en eski köprülerden biri olarak şehrin siluetinde önemli bir yer tutuyor. Kahramanlar Meydanı ve Gülbaba Türbesi ise Osmanlı döneminin izlerini taşıyan ve Türk Kurultayı Turu kapsamında ziyaret edilen noktalardan biri olarak öne çıkıyor. Bu yapılar, şehrin farklı dönemlere ait mimari katmanlarını bir arada gözlemleme imkânı sunuyor.
Estergon Kalesi, Tuna Nehri’ne hâkim bir tepede yükseliyor ve uzun yıllar boyunca bölgenin savunma hattının önemli noktalarından biri olarak anılmış. Kalenin hemen yanında yer alan Estergon Bazilikası, Macaristan Katolik dünyasının merkezi kabul ediliyor; görkemli kubbesi ve geniş iç mekânıyla bölgenin en büyük dini yapılarından biri sayılıyor. Türk Kurultayı Turu güzergâhında bu durak, hem dini mimariyi hem de nehir manzarasını bir arada sunan bir konaklama noktası olarak öne çıkıyor. Kale çevresindeki yeşil alanlar, ziyaretçilere kısa bir dinlenme molası için de uygun bir ortam sunuyor.
Bratislava’nın eski şehir merkezi, dar taş sokakları ve renkli cepheli binalarıyla Orta Avrupa’nın az bilinen ama zengin dokulu başkentlerinden biri olarak tanımlanıyor. St. Martin Katedrali, şehrin en büyük gotik yapısı olarak biliniyor; Bratislava Kalesi ise nehir kıyısındaki tepeden şehre ve Tuna’ya geniş bir manzara sunuyor. Türk Kurultayı Turu’nda bu şehir, kısa ama yoğun bir keşif molası olarak öne çıkıyor; nehir kıyısındaki yürüyüş yolları da fotoğraf tutkunları için ilgi çekici noktalar arasında sayılıyor. Şehrin nehir kıyısındaki kafeleri, gezinin ardından dinlenmek isteyenler için sakin bir alternatif oluşturuyor.
Viyana’da Opera binası, on dokuzuncu yüzyıl mimarisinin en görkemli örneklerinden biri olarak şehrin merkezinde yükseliyor. Parlamento Binası’nın antik Yunan tarzındaki cephesi ve Hofburg Sarayı’nın geniş avluları, Habsburg hanedanının uzun yıllar süren yönetim mirasını yansıtıyor. Türk Kurultayı Turu kapsamında yapılan panoramik gezinti, bu yapıları dışarıdan görme ve şehrin genel dokusunu tanıma fırsatı sunuyor. Viyana’nın geniş bulvarları ve düzenli park alanları, şehrin imparatorluk döneminden kalma planlama anlayışını bugüne taşıyor. Bu yapılar, imparatorluk döneminin görkemini bugün de hissettiren bir mimari miras oluşturuyor.
Dileyen misafirler için düzenlenen opsiyonel Çigan Gecesi, Macar dansları ve Gipsy orkestrasının müzikleri eşliğinde geleneksel şarap kültürünü tanıma fırsatı sunuyor. Dönüş öncesinde zaman elverirse Viyana Ormanları ve Seegrotte bölgesindeki yer altı gölü de görülebilecek noktalar arasında yer alıyor. Türk Kurultayı Turu’nun bu opsiyonel bölümleri, güzergâha isteğe bağlı ek bir keşif katmanı kazandırıyor. Bu opsiyonel deneyimler, güzergâha kültürel bir katman daha ekleyerek yolculuğu zenginleştiriyor.

Orta Avrupa, karasal ve okyanusal iklim özelliklerinin iç içe geçtiği bir kuşakta yer alıyor; bu da dört mevsimin belirgin biçimde hissedildiği bir hava karakteri anlamına geliyor. Macaristan, Slovakya ve Avusturya’yı kapsayan Türk Kurultayı Turu güzergâhında yazlar ılıman ve genellikle kurak geçerken, kışlar soğuk ve zaman zaman karlı oluyor. Bahar ve sonbahar ayları ise değişken ama genellikle yumuşak bir geçiş dönemi sunuyor. Bu mevsimsel çeşitlilik, ziyaret zamanına göre bölgeyi çok farklı atmosferlerde deneyimleme imkânı veriyor. Bu iklim yapısı, seyahat planlamasında mevsimsel tercihin önemini artıran bir etken oluşturuyor.
Yaz ayları, bölgenin en canlı dönemi olarak öne çıkıyor; gündüzler sıcak ve güneşli geçerken akşamlar genellikle serinliyor. Türk Kurultayı Turu’nun ağustos ayına denk gelen programı, tam da bu mevsimin en canlı zamanına rastlıyor; açık hava etkinlikleri ve kurultay benzeri organizasyonlar bu dönemde yoğunlaşıyor. Budapeşte, Bratislava ve Viyana gibi şehirlerin sokak kafeleri ve açık alanları yaz aylarında özellikle hareketli bir görüntü sunuyor. Nehir kıyısındaki yürüyüş alanları da bu mevsimde en çok tercih edilen noktalar arasında yer alıyor. Bu dönemde düzenlenen açık hava festivalleri, bölgenin sosyal hayatına ayrı bir canlılık katıyor.
Sonbahar, bölgenin renk paletinin en zengin olduğu dönem olarak biliniyor; özellikle Tuna kıyısındaki ağaçlık alanlar ve şehir parkları sararan yapraklarla farklı bir atmosfer kazanıyor. Hava sıcaklıkları bu dönemde düşmeye başlasa da, gündüzler genellikle yürüyüş için elverişli kalıyor. Türk Kurultayı Turu güzergâhındaki tarihi merkezler, sonbaharda daha sakin bir ziyaretçi yoğunluğuyla gezilebiliyor; bu da özellikle fotoğraf çekmek isteyenler için avantajlı bir dönem olarak değerlendiriliyor. Bu dönemde çekilen fotoğraflar, bölgenin sonbahar renklerini en iyi yansıtan kareler arasında sayılıyor.
Kış ayları, bölgede soğuk ve zaman zaman kar yağışlı geçiyor; Budapeşte ve Viyana gibi şehirler bu dönemde farklı bir görsel karaktere bürünüyor. Noel pazarları ve şehir merkezlerindeki aydınlatmalar, kış aylarını turistik açıdan da canlı kılan unsurlar arasında sayılıyor. Ancak açık hava etkinlikleri bu mevsimde sınırlı kalıyor. Türk Kurultayı Turu’nun programı, kurultay etkinliğinin doğası gereği yaz aylarına denk geldiği için, kış mevsimi bu özel rotanın kapsamı dışında kalıyor. Bu dönemde şehir merkezleri, sıcak içecekler eşliğinde farklı bir atmosfer kazanıyor.
Bahar ayları, kışın soğuğundan yaza geçişte dengeli bir hava sunuyor; gündüzler ısınırken geceler hâlâ serin kalabiliyor. Bu dönemde bölge, çiçek açan parkları ve daha az kalabalık sokaklarıyla farklı bir keşif imkânı sunuyor. Genel olarak değerlendirildiğinde, Türk Kurultayı Turu için en uygun dönem yaz ayları olarak öne çıkıyor; hem kurultay etkinliğinin coşkusu hem de bölgenin en canlı sosyal hayatı bu mevsimde bir araya geliyor. Bu dengeli hava, uzun yürüyüşler için de elverişli bir ortam sunuyor.
Türk Kurultayı Turu’na katılmayı planlayan misafirlerin, ağustos ayının sıcak ve güneşli havasına uygun hafif ve nefes alan kumaşlardan kıyafetler tercih etmesi öneriliyor. Pamuklu tişört, hafif gömlek ve rahat pantolonlar, hem şehir gezileri hem de açık havada geçirilecek kurultay günleri için pratik bir seçenek sunuyor. Güneş kremi, şapka ve güneş gözlüğü de gündüzleri açık alanda geçirilecek uzun saatler düşünüldüğünde yanınızda bulundurmanız önerilen temel eşyalar arasında yer alıyor. Hafif bir sırt çantası da gün boyu taşınacak küçük eşyalar için pratik bir tercih oluyor.
Bugaç’taki kurultay alanında toprak zemin üzerinde uzun süre yürüneceği için, rahat ve tabanı sağlam yürüyüş ayakkabıları özellikle önem taşıyor. Budapeşte, Bratislava ve Viyana’nın taş döşeli eski şehir merkezlerinde de benzer bir ayakkabı tercihi rahatlık sağlıyor. Türk Kurultayı Turu güzergâhındaki gezi noktalarının çoğu yürüyerek keşfedildiği için, önceden denenmiş ve ayağa oturmuş bir ayakkabı seçmek, uzun gezi günlerinde yorgunluğu azaltan pratik bir tercih oluyor. Islak mendil ve küçük bir el dezenfektanı da açık alan gezileri için faydalı olabiliyor.
Ağustos ayında gündüzler sıcak geçse de, akşam saatlerinde özellikle nehir kıyısında hafif bir serinlik hissedilebiliyor. Bu nedenle yanınıza ince bir hırka veya hafif bir mont almanız, akşam gezintileri ve panoramik şehir turları sırasında işinize yarayabilir. Türk Kurultayı Turu’nun akşam saatlerine denk gelen bazı bölümlerinde, katmanlı giyinmek hem konfor hem de esneklik sağlayan bir yöntem olarak öneriliyor. Katmanlı giyim, ani hava değişikliklerine karşı da esneklik sağlayan pratik bir yöntem oluyor.
Şarj aleti, taşınabilir pil ve fotoğraf makinesi, bu kadar çok durağı kapsayan bir rotada oldukça işe yarayan pratik eşyalar arasında sayılıyor. Kurultay alanındaki kültürel gösterileri ve şehirlerdeki panoramik manzaraları kayıt altına almak isteyenler için ekstra hafıza kartı da faydalı olabiliyor. Türk Kurultayı Turu boyunca kullanılacak kişisel ilaçların, kimlik belgelerinin ve önemli evrakların ayrı ve erişilebilir bir çantada tutulması öneriliyor. Küçük bir not defteri de gezi boyunca edinilen izlenimleri kaydetmek isteyenler için faydalı olabiliyor.
Kurultay alanında ve şehir gezilerinde uzun saatler açık havada geçirileceği için, yanınızda küçük bir su şişesi bulundurmak pratik bir alışkanlık oluyor. Hafif ve sırt taşımaya uygun bir günlük çanta, hem kurultay alanındaki yürüyüşlerde hem de şehir merkezlerindeki keşiflerde elinizi rahat bırakıyor. Türk Kurultayı Turu’nda gün boyu aktif olacak misafirler için, rahatlık önceliğiyle seçilmiş sade bir ekipman listesi genellikle yeterli oluyor. Hafif atıştırmalıklar da uzun gezi günlerinde enerjiyi korumak için faydalı bir seçenek oluyor.

Macar mutfağı, güçlü baharat kullanımı ve doyurucu et yemekleriyle tanınıyor; kırmızı biberin işlendiği gulaş, bölgenin en bilinen lezzetlerinden biri olarak öne çıkıyor. Lángos adı verilen kızarmış hamur işi, sokak lezzeti olarak Budapeşte’nin hemen her köşesinde bulunabiliyor. Türk Kurultayı Turu güzergâhında bu lezzetleri tatmak isteyenler için, şehir merkezlerindeki geleneksel restoranlar ve pazar yerleri geniş bir seçenek sunuyor. Tokaji bölgesinden gelen tatlı şaraplar da Macar mutfağının uluslararası alanda en tanınmış ürünleri arasında sayılıyor. Bu lezzetler, bölgenin baharat ve et pişirme geleneğinin zenginliğini yansıtıyor.
Viyana mutfağı, ince dövülmüş ve kızartılmış et yemeği olan şnitzel ile özdeşleşmiş durumda; şehrin kafe kültürü ise kahve ve pasta çeşitliliğiyle ayrı bir gelenek oluşturuyor. Sachertorte gibi tatlılar, Viyana’nın yüzyıllık pastacılık geleneğinin günümüze taşınan örnekleri arasında yer alıyor. Türk Kurultayı Turu’nun Viyana bölümünde, kısa süreli bir mola bile bu kafe kültürünü tanımak için yeterli oluyor; şehrin tarihi kafeleri, mimarileriyle de ayrı bir ziyaret noktası oluşturuyor. Bu kafe kültürü, Viyana’nın günlük yaşamının vazgeçilmez bir parçası olarak biliniyor.
Bugaç’taki kurultay, yalnızca bir gösteri alanı değil, aynı zamanda farklı ülkelerden gelen akraba toplulukların kendi örf ve adetlerini paylaştığı canlı bir kültürel buluşma noktası olarak biliniyor. Standlarda sergilenen el sanatları, geleneksel kıyafetler ve müzik aletleri, bu toplulukların günlük yaşam kültürüne dair somut örnekler sunuyor. Türk Kurultayı Turu’na katılan misafirler, bu sayede farklı coğrafyalardaki akraba toplulukların yaşayan kültürünü yakından tanıma fırsatı buluyor. Bu paylaşım kültürü, kurultayın en özgün ve samimi yanlarından birini oluşturuyor.
Budapeşte’nin merkezi pazar yerleri, yerel el işi ürünlerden geleneksel işlemeli tekstillere kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuyor; kırmızı biber çeşitleri ve yerel şaraplar da ziyaretçilerin sıkça tercih ettiği hediyelik eşyalar arasında yer alıyor. Türk Kurultayı Turu’nun Budapeşte durağında serbest zaman geçiren misafirler, bu pazar yerlerinde kısa bir alışveriş molası verebiliyor. Antika dükkânları ve sanat galerileri de şehrin merkezinde ilgi çeken noktalar arasında sayılıyor. Bu pazar yerleri, yerel üreticilerle doğrudan etkileşim kurma imkânı da sunuyor.
Bratislava’nın eski şehir merkezindeki küçük butikler, yerel tasarım ürünleri ve el yapımı hediyelik eşyalar sunuyor; Viyana’nın merkezi caddeleri ise hem uluslararası markaları hem de geleneksel Avusturya ürünlerini bir araya getiren geniş bir alışveriş rotası oluşturuyor. Türk Kurultayı Turu güzergâhının bu son bölümünde, her iki şehrin de kendine özgü bir alışveriş kültürü sunması, rotayı çeşitlendiren bir detay olarak öne çıkıyor. Bu çeşitlilik, güzergâhın son bölümünü alışveriş açısından da zenginleştiriyor.

Kurultay etkinliğinin ağustos ayına denk gelmesi nedeniyle Türk Kurultayı Turu genellikle yaz mevsiminde tercih ediliyor; bu dönemde hem hava koşulları hem de bölgenin sosyal hayatı en canlı seviyesine ulaşıyor. Kış aylarında ise kurultay etkinliği düzenlenmediği için bu dönem rotanın kapsamı dışında kalıyor.
Hafif, nefes alan kumaşlar ve rahat yürüyüş ayakkabıları genellikle önerilir; akşam saatleri için ince bir hırka da yanınızda bulunabilir. Güneş kremi ve şapka da gündüz saatleri için faydalı tamamlayıcılar arasında sayılıyor.
Macar gulaşı, lángos ve Viyana şnitzeli, Türk Kurultayı Turu güzergâhında en çok bilinen lezzetler arasında sayılıyor; Tokaji şarapları da genellikle tatlı bir eşlikçi olarak tercih ediliyor. Bu lezzetler, bölge mutfağının hem tatlı hem tuzlu yönünü bir arada yansıtıyor.
Gellert Tepesi’nden Budapeşte panoraması, Estergon Kalesi’nden Tuna manzarası ve kurultay alanındaki atlı gösteriler, Türk Kurultayı Turu boyunca fotoğraf çekmek isteyenlerin en çok tercih ettiği noktalar arasında yer alıyor. Viyana’nın tarihi bina cepheleri de fotoğraf tutkunları için ayrı bir ilgi noktası oluşturuyor.
Güneş kremi, şapka, rahat ayakkabı ve taşınabilir şarj aleti, Türk Kurultayı Turu için genellikle önerilen temel eşyalar arasında sayılıyor; kişisel ilaçların ve önemli evrakların da erişilebilir bir çantada tutulması öneriliyor. Hafif bir sırt çantası da gün boyu eşyaları taşımak için pratik bir tercih oluyor.
Budapeşte’nin pazar yerlerindeki yerel el işi ürünler, Bratislava’nın butik dükkânları ve Viyana’nın geleneksel Avusturya ürünleri, Türk Kurultayı Turu’nun alışveriş açısından öne çıkan durakları arasında sayılıyor. Estergon çevresindeki küçük hediyelik dükkânları da alışveriş için ilgi çekici duraklar arasında yer alıyor.
Seyahat öncesi güncel vize koşullarını kontrol etmenizi öneririz.
Türk Kurultayı Turu ile ilgili bölümleri inceledikten sonra tüm tur programlarımızı ve Orta Avrupa Turu sayfasını inceleyebilirsiniz. Bölgenin kültürel mirası ve gezi noktaları hakkında bağımsız bilgi için Macaristan resmî turizm portalı sayfasından yararlanabilirsiniz.
Değerli misafirlerimiz, Antalya Havalimanı ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı dış hatlar terminallerinde SunExpress, AJet ve Pegasus havayollarının kontuarları önünde uçuşumuzdan 3 saat öncesinde buluşuyoruz. Check-in yaptırıp bagajlarımızı teslim ediyoruz ve tarifeli seferlerimiz ile Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ye uçuşumuzu gerçekleştiriyoruz. Budapeşte'ye ulaştığımızda ilk olarak Panoramik Budapeşte şehir turumuzu gerçekleştiriyoruz. Gellert Tepesi, Balıkçılar Kulesi, Erszebet Köprüsü, Zincirli Köprü, St. Mathias Katedrali, Opera, Kahramanlar Meydanı ve Gülbaba Türbesi görülecek yerler arasında. Turumuzun bitiminde uygun bir yerde akşam yemeği için serbest zaman veriyoruz. Sonrasında Kurultayın yapılacağı bölgedeki otelimize doğru hareket ediyoruz.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından Büyük Türk Kurultayı etkinliği için Bugaç kasabasına hareket ediyoruz. Etkinlikte Türk büyüğümüz Atilla'yı anıyoruz. Dünyanın farklı ülkelerinden Macaristan'a gelen akraba topluluklarımız, kendi yörelerini, örf ve adetlerini tanıtan standlar kurarak kültürlerini birbirlerine tanıtma fırsatı buluyor. Atilla'nın anısına kurulan çadırda Türk tarihi resimlerle anlatılıyor. Ayrıca göçebe Türk kavimlerinin gelenekleri, görenekleri, eğlenceleri, yaşam şartları; göçebe savaş oyunlarının canlandırıldığı atlı gösterileri, konserleri, güreş müsabakaları ve okçuluk yarışmalarını tanıma fırsatı bulduğumuz bu organizasyonda keyifli vakit geçirebileceğiniz serbest zaman veriyoruz. Akşam yemeğimizi aldıktan sonra belirlediğimiz saatte otelimize dönüş yapıyoruz. Not: Dileyen misafirlerimiz etkinliğe yöresel Türk kıyafetleri ile katılabilir.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından kurultay alanına geçiyoruz; kapanış gününün önemli etkinlikleri sabah saatlerinde gerçekleştiği için erken hareket ediyoruz. Öğle yemeğinin ardından, dileyen misafirlerimizle birlikte otobüsümüzde buluşup Estergon şehrini ziyaret etmek üzere yola çıkıyoruz. Türk tarihinde stratejik öneme sahip Estergon Kalesi'ni ve Macar Katolik dünyasının merkezi kabul edilen Estergon Bazilikası'nı geziyoruz. Turumuzu tamamladıktan sonra Budapeşte'ye dönüş yolculuğumuza başlıyoruz; şehrin tarihi ve panoramik güzellik sunan bölgelerini yeniden ziyaret ediyor, serbest zamanda akşam yemeğimizi alıyoruz. İsteyen misafirlerimiz şehirde yürüyüş yaparak Budapeşte'yi daha yakından tanımak için dışarı çıkabilir; ayrıca isteyen misafirlerimiz opsiyonel Akşam Yemekli Çigan Gecesi'ne katılarak otantik bir restoranda Macar danslarını izleyip Gipsy orkestrasının müzikleri eşliğinde Tokaji şarap tadımı yapabilir.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından Avusturya'nın Viyana şehrine hareket ediyoruz. Güzergahımız üzerinde Slovakya'nın başkenti Bratislava şehrini ziyaret ediyoruz. Orta Avrupa'nın en zengin başkentlerinden biri olan Bratislava turumuzda; nehir kıyıları, St. Martin Katedrali, Bratislava Kalesi, Parlamento, eski şehir merkezi, Slovak Devlet Tiyatrosu ve Mozart'ın 6 yaşında konser verdiği tarihi bina görülecek yerler arasındadır. Bratislava panoramik şehir turunun ardından Viyana yolculuğumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Viyana'ya ulaştığımızda panoramik Viyana şehir turu yapıyoruz. Turumuz sırasında Üniversite, Opera, Tiyatro, Parlamento Binası, Hofburg Sarayı, Prater ve Müzeler Bölgesi görülecek yerler arasındadır. Bu keyifli turumuzun ardından konaklama için otelimize giriş yapıyoruz. Akşam yemeğimizin ardından isteyen misafirlerimiz yaya olarak şehri keşfetmek için dışarı çıkabilir.
Otelimizde alacağımız kahvaltının ardından, misafirlerimizin dönüş uçuş saatine göre uygun zaman ayarlanabilirse Viyana Ormanları ve Seegrotte bölgesinde kısa bir tur yapma fırsatımız olabilir; İkinci Dünya Savaşı döneminde ilk jet fabrikası olarak da kullanılan, Avrupa'nın en büyük yer altı göllerinden birine sahip Seegrotte'de tekne gezintisi yapılabiliyor. Zaman elverirse Mayerling Av Köşkü, peri masallarını andıran Liechtenstein Şatosu, Heiligenkreuz Manastırı ve Beethoven'ın Dokuzuncu Senfoni'yi bestelediği kaplıca şehri Baden de güzergâha dahil edilebiliyor. Dönüş vakti geldiğinde uçak saatine bağlı olarak Viyana Havalimanı'na gidiyor, bagaj ve check-in işlemlerinin tamamlanmasının ardından tarifeli seferle İstanbul ve Antalya'ya uçuşumuzu gerçekleştiriyoruz. NEWS TOUR ailemizle yeni bir turda buluşmak dileğiyle hoşça kalın.
4 gece 4 yıldızlı otellerde kahvaltı dahil konaklama, gidiş-dönüş uçak ve otobüs ile ulaşım, Bugaç'taki Büyük Türk Kurultayı'na katılım ve profesyonel rehberlik hizmeti tur fiyatına dahildir. Öğle ve akşam yemekleri, içecekler ile opsiyonel Çigan Gecesi etkinliği fiyata dahil değildir.
Konaklama, Kurultay'ın yapıldığı bölgede ve Budapeşte'de 4 yıldızlı otellerde 4 gece kahvaltı dahil olarak gerçekleşir; günlük programa göre bir veya iki farklı otelde konaklama yapılabilir. Otel bilgisi hareket tarihinden önce tarafınıza bildirilir; oda tipi tercihinizi rezervasyon aşamasında belirtmenizi rica ederiz.
Budapeşte, Bratislava ve Viyana'daki panoramik şehir turları orta düzeyde yürüyüş gerektirir; kurultay alanındaki gezinti geniş açık alanlarda gerçekleşir. Rahat, uzun süre giyilebilecek ayakkabı tercih etmenizi öneririz.
Macaristan Büyük Türk Kurultayı Turu; Türk tarihine, kültürüne ve akraba topluluklarla dayanışmaya ilgi duyan yetişkinler, aileler ve gruplar için uygundur. Yoğun bir festival ve şehir turu programı olduğundan küçük çocuklu ailelerin programı önceden değerlendirmesini öneririz.
Ağustos ayı için hafif yaz kıyafetleri, rahat yürüyüş ayakkabısı, şapka ve güneş gözlüğü önerilir; akşam saatlerinde serin havalara karşı ince bir ceket bulundurmanız faydalı olur. Kurultay etkinliğine yöresel Türk kıyafetiyle katılmak isteyenler bu kıyafeti yanlarında getirebilir.
Macaristan, Schengen bölgesinde yer aldığından giriş için Schengen vizesi gerekmektedir; vize süreci pasaport türünüze ve güncel düzenlemelere göre değişiklik gösterebilir. Güncel vize koşulları, gerekli belgeler ve başvuru süreci hakkında bilgi almak için satış temsilcimize danışmanızı rica ederiz.
Bu tur, yurt içi programlarımızdan farklı olarak yalnızca kahvaltı dahildir; öğle ve akşam yemekleri ile tüm içecekler misafirlerimizin kendi tercihine bırakılmıştır. Kurultay alanında ve gezilen şehirlerde yerel mutfaktan seçenekler kolaylıkla bulunabilir.
İptal ve değişiklik koşulları, hareket tarihine kalan süreye ve rezervasyon aşamasına göre değişiklik gösterebilmektedir. Bu özel tarihli seri için kontenjan sınırlı olduğundan güncel iptal koşulları için satış temsilcimizle görüşmenizi rica ederiz.
Bugaç'taki kurultay alanında; farklı ülkelerden gelen akraba topluluklarının kendi kültürlerini tanıttığı standlar, göçebe savaş oyunlarının canlandırıldığı atlı gösteriler, güreş müsabakaları, okçuluk yarışmaları ve konserler bir arada yaşanır. Atilla'nın anısına kurulan çadırda Türk tarihi resimlerle anlatılır; dileyen misafirlerimiz etkinliğe yöresel Türk kıyafetiyle katılabilir.
Değerlendirme yazın